Ne çok konuştuk dün Günay'la, eve geldiğimde konuşmaktan boğazım ağrımış, sesim çatlamıştı. Yine de hızımı alamayıp sohbete canımcımla devam ettim; ta ki çene kemiklerim aşınana kadar. Sanırım önümüzdeki bir aylık sohbet kotamı doldurdum, bir süre benden sohbet beklemeyiniz.
Yine de keyifliydim-keyifliyim çok, kitap okuyasım, yazılar yazasım, şahane müzikler dinleyip daha şahane filmler izleyesim var. Bütün bulaşıkları elde yıkayasım, halıları silesim, bir inşaatta amelelik yapasım, işe gidesim, yola çıkasım var.
Bazı insanlar ömrünü yer, bazı insanlar şarj eder insanı.
Siz hangi modelsiniz?
Mar 6, 2009
Yaralı Zaman- Ferit Edgü

Bir savaşın zulmünden kaçıp Doğu sınırında kaderlerinin kendilerine sunacaklarını bekleyen kırık dökük insan manzaralarını şiirsel bir dille, onların arasındaki yolculuğu sırasında anlatmış Ferit Edgü. Hoş bir anlatı, şiirsel bir dil ve fakat suya yazılmış yazılar... Ne yazık ki akılda bir kıvılcım çakmadığı gibi damaktada tad bırakmıyorlar.
Sıradaki kitap:Karanlıktaki Adam-Paul Auster
Mar 3, 2009
tütsü...
İstifa etmeden önce sormuştum hocama: Aç kalır mıyım dershane piyasasında? Tutunabilirmiyim üç yıl aradan sonra? Alışabilir miyim yeniden? Pişman olur muyum MEB'den ayrıldığıma?
Yirmi yılı aşkındır dershaneciyim, hiç aç kalmadım-kalmazsın, demişti bana. Tutunmak ne demek, kurdu olursun bir-iki yıl sonra. Alışırsın, iyi de dershane öğretmeni olur senden ama bu yazdıkların son öykülerin olur, özlersin... demişti.
Dört yıl oldu, pişman olmadım hiç. Fakat bir kez bile değmedi kalem kağıda, özledim, çok...
Öyküler de oyunlar ve şiirler gibi anı oldu galiba:)
Yirmi yılı aşkındır dershaneciyim, hiç aç kalmadım-kalmazsın, demişti bana. Tutunmak ne demek, kurdu olursun bir-iki yıl sonra. Alışırsın, iyi de dershane öğretmeni olur senden ama bu yazdıkların son öykülerin olur, özlersin... demişti.
Dört yıl oldu, pişman olmadım hiç. Fakat bir kez bile değmedi kalem kağıda, özledim, çok...
Öyküler de oyunlar ve şiirler gibi anı oldu galiba:)
Mar 1, 2009
gölgesizler...

Beklenen Şubat Akşamı geldi ve ben de sinema koltuğuna yerleşip günlerdir heyecanla beklediğim filmi izledim:) Oh be iyi ki de gitmişim...
Başlangıçta, filmi gerçekten beğeniyor muyum yoksa çok beğendiğim bir kitabı anımsamanın hazzını mı yaşıyorum, ayırmak zor oldu benim için. Kararı vermek ertesi günün akşamına kaldı ve filmin de tıpkı kitap gibi zamanla sindirilebiliyor olmasını başarısına yordum.

Gerçekle hayalin birbirine karıştığı filmde, zaman zaman göze batan aşırı teatral ifadeler, filmdeki durgun ve kimi iç sıkan haller kitapta tasvir edilen atmosferi yakalamış. Genel olarak kitaba sadık ta kalınmış ki kitabı okuyanların hoşlanacağını düşündüğüm bir tad bu. Çünkü kitapta son derece başarıyla ve bütün ayrıntılarıyla anlatılan olay örgüleri, akıl karışıklıkları, iç karmaşalarının nasıl sinemaya aktarılacağı benim için bir muammaydı.
Filmde anlatımı güçlendiren teknikler son derece yerli yerinde kullanılmış. İyi bir kadro iyi oyunculuklar.
Konu...Konu, benim bu güne kadar Türk Sinemasında bir örneğini daha görmediğim derinlikte.
(Not: uzun bir toplantı sonrasıdır, yorgunumdur demeden bana eşlik eden, heyecanıma ortak olan canımcıma 10017 kez teşekkürler:)
1339... Ya da Öyle Bir Yıl- Nicholas Seare
Eğlenceli bir kıyamet günü senaryosu. Felsefi bir bakış, esprili bir anlatım. İnsan doğasını, üçkağıtları, zaafları kurnaz bir sokak satıcısı üzerinden ti'ye alıyor.Kitabı okurken, bir tiyatro metni okur gibi hissettim kendimi, hoştu.
Kolayca oyunlaştırılabilecek ve sahnelendiğinde eğlenceli olabilecek bir kitap bence. İlgilenen arkadaşlara duyurulur:)
Sıradaki kitap: Yaralı Zaman-Ferit Edgü
Feb 20, 2009
Gölgesizler 27 Şubatta

Hasan Ali Toptaş'ın enfes kitabı "gölgesizler" den uyarlanarak sinemaya aktarılan "gölgesizler" filmi 27 Şubatta gösterime giriyor.
Ne yapsam bilmem ki, gidip bir sinemanın önüne kamp mı kursam acaba... Kendimi buzdolabındaki pastayı yemek için beklemesi gereken bir çocuk gibi hissediyorum:)
Önerim: Filmden önce kitabı mutlaka okuyun, filmin başarısız olup sizi yanlış yönlendirmesi ihtimaline karşı...
Feb 18, 2009
GENE AŞK-Doris Lessing
Öffff... Ne kötü kitap yahu... İnce ince örülmüş gereksiz ayrıntılar, aynı gereksizlikte diyaloglar, takibi giderek zorlaşan bir insan kalabalığı, isimler, birbirini tekrar eden olaylar... Olayların bir tiyatro oyunu sarmalında anlatılıyor olması dikkatimi epeyi cezbetmişti başlangıçta; ancak kitaptaki benzer döngülerin sıkça yineleniyor olması ilgimin kolayca dağılmasına neden oldu. Üstelik altmışına yakın yaştaki ana karakter Sarah'ın ileri yaşına rağmen pek çok genç adamı cezbedip onları hastalıklı aşk ve arzular içinde bırakmasına da ikna olmadım.
Yazar birden fazla konu ve olayı birbiri içinden geçirerek örmüş romanını ki muhtemelen ona nobeli kazandıran başarı budur, ancak bu durumdan hiç tad almadım. Bu tür kitaplar herhangi bir edebi lezzetten çok "dizi film" tadı bırakıyor damağımda, hoşlanmıyorum.
Doris Lessing'in klasik kadın yazar hastalıklarının tümüne sahip olduğunu düşünüyorum, bir ikinci kitabını okuyasım yok.(Doris benim için bitmiştir daha da okumam, diyesim geldi, dedim netekim:)
yeni kitap: 1939.. ya da öyle bir yıl
yazar:Nicholas Seare
Yayın evi: e yayınları
Subscribe to:
Posts (Atom)