Aug 2, 2011

Gidenlerden...

Gitti...
Doksanı aşkın yıllık bir ömrü katıp önüne, anılarını, acılarını, öfkesini, sevgisini, özlemini alıp gitti..
İnsanlar temizliğini, misafirperverliğini, elinin bolluğunu anlattılar birbilerine. Ölünün ardından kötü söz söylemek ayıp-günah   olduğundan, aksiliğine hafiften değinip geçti kimileri, kimileri sustu...
Onlar anlattıkça bembeyaz örtülerle bezeli eski toprak evini, misafire verdiği değeri, evinde verdiği yemekleri, keyfi yerinde olduğu zamanlar ortalığı kahkahadan kırıp geçirişini anımsadım ben de... Bayram sabahlarını anımsadım, erkenden kalkıp süpürdüğü avluda...  Beslemeyi hiç ihmal etmediği Kangal'ları, peşisıra kümese girip aldığımız sıcak yumurtaları, tandırda pişen ekmekleri, her yazı köyde geçen çocukluğumu anımsadım...
İçimde ona dairbütün  anıları deştim ama pek öyle sevgi dolu bir baş okşama, sırt sıvazlama, masal anlatma  bulamadım. Çok zorlayınca  koyunkoyuna uyuduğumuz günler geldi aklıma ama onlar da gözlerimi yaşartmaya yetmedi, ne yazık...

Garipti...
Doğaya; otlara, çiçeklere, bağlara, bahçelere, toprağa, hayvanlara olan sevgisine, ilgisine ve acıma hislerine karşılık  dinmeyen bir öfkesi, yıkılmaz bir inadı vardı insana.  En çok da en yakınlarına...
Yanlış öğretiden mi yoksa bencilliğinden mi bilmem, sevmekte ve sevgisini ifade etmekte beceriksizdi.

Ona benziyorum ben de... İçimin bir tarafında ondaki öfke ve inat var, sindirmeye çalışıyorum kendimi bildim bileli. Nasıl olmamam gerektiğini öğreniyorum onun yaşamından, ne yapmamam gerektiğini. Yine de biri damarıma basmaya görsün gözlerimdem taşıyor, tutamıyorum içimdeki İffet'i...

Son altı ay sık sık görme şansım oldu... Her gidişimde daha çok benziyordu babamın son kez görüp dokunduğum yüzüne. Giderken babama dair birşeylerde götürüyordu ve belki de sırf bu yüzden gitmesin istiyordum...

Gitti...
Giderken anılarını, acılarını, öfkesini, sevgisini, inadını da alıp gitti...

Gitmesine az, çok az kala bir bir tuttu ellerimizi. Mavi gözlerini dikip gözlerimize sessiz sessiz konuştu. Gider ayak sevdiğini söylemeyi öğrenmişti...

Gitti...
Ben bulunamadım cenazesinde.
Güzel, kalabalık bir cenaze töreni oldu dediler...
Güzel öldü dediler, güzel ölmek ne demekse...
Posted by Picasa

3 comments:

setenay said...

bu yazını 2 gündür okuyor, yazacak doğru kelimeleri bulamıyorum.
Başınız sağolsun, Allah rehmet eylesin demek en güzeli sanırım...

daryal said...

Sağol canımcım :) Mekanı cennet olsun diyelim...

daryal said...

Sağolasın Ayşecim :)